acar hakkında

Clean Code Developer oezcanacar@twitter.com

Kilo Vermenin ve Almamanin Sirri

Eskiden insanlar ne güzel aktiflermis. Karinlari aciktiginda magaradan cikarak, ava giderlermis. Simdilerde biz magaradan cikip, süpermarkete gidiyoruz ve bu bizim er ya da gec sonumuzu getirecek!

Modern yasam iste böyle bir sey. Avlanmak diye bir sey kalmadigindan, insanoglu armut pis, agzima düs moduna gecmis durumda. Hadi bunu kabul ettik diyelim. Armutun icinde ne oldugunu biliyor muyuz? Bilmiyoruz! Büyük bir ihtimalle dünya ekonomisinin yarisini bize hazir yemek satan firmalar ceviriyor. Yedigimiz fast food dan bahsetmiyorum. Hani su süpermarkette hazir corbalar, hazir bilmem neler, hazir abur, cuburlar varya, onlari söylüyorum. Paket icindeki her türlü besin insan bünyesine zararlidir, cünkü imalati icin bir ton ne bizim bildigimiz ne de kullanicisinin icinde ne oldugunu anladigi kimyadan olusmaktadir. Bunu bilerek, saglikli bir yasam sürüyorum hikayesine kimse inanamaz.

Durum böyle iken en büyük bas belasi fazla kilolar oluyor. Avlanma devri kapandigi icin spor yapma olayi da rafa kaldirilmis, insanoglu isten gelip, birkac kilo yemegi gömdükten sonra, koltukta televizyon seyrederken uyuklayan bir sey haline gelmistir. Hayatinda spor diye bir sey kalmamistir.

Bir kitapciya gidin ve orada yer alan sözüm ona lifestyle dergilerine bir göz atin. Hepsinde mutlaka mucizevi bir diyet bulacaginizdan eminim. Bir haftada bes kilo verdiren diyetler taniyorum ben. Sen 5 senede 30 kilo al, ondan sonra 5 haftada geri vermeye calis. Bazilari bunu becermiyor degil, ama bedelinin ne oldugunu biliyorlar mi? Hadi semi bilimsel olarak buna biraz isik tutmaya calisalim.

Benim ilk tezim su: vücut zora gelmez ve ona hizla kilo verdirirseniz, sizden feci bir sekilde intikamini alir ve kilolari da.

Buna jo-jo efekti ismi veriliyor. Kilo verenlerin %99 u zaman icinde verdikleri kilolarin cok daha fazlasini geri alirlar. Bunun ana sebebi, diyet denen vücutu perisan ve tüm anatomik sistemi alt, üst eden bir seye karsi vücudun verdigi savastir. Yaw karsinizda cocuk yok! Milyonlarca yillik bir evrimden cikmis ve bir super computing platfomu haline gelmis bir organizmayi sen ückagida getirebilecegi mi düsünüyorsun?

Vücudun kendini koruma mekanizmalari mevcut. En ufak bir tehtidde bu mekanizmalar devreye girmekte ve beyin ve organizmanin geriye kalan kisimlari koruma altina alinmaktadir. Bir diye organizmaya karsi bir tehtid olusturmaktadir. Yeni bir diyete basladiginizda sunu ilan etmis oluyorsunuz: “ben vücuduma karsi savas baslatiyorum ve onun bir kismini yok edecegim”. Siz bu cümleyi daha aklinizda kurmaya calisirken, beyninizin bir sonraki meydan muharebesine hazirlanmaya basladigindan emin olabilirsiniz. Bu hazirliklarin neler oldugunu yazimin ilerleyen bölümlerinde aktarmaya calisacagim.

Bir diyeti insanin kendisini kontrollü bir sekilde yok etme cabasi olarak tanimlayabiliriz. Ama karsi taraf, yani beyniniz ve vücudunuz buna izin verecek mi? Tabi ki hayir! Bir defa beyin kitligin ne oldugunu cok iyi bilen bir organ. Bu yüzden vücudumuzda yag hücresi denen hücreler mevcut. Hele su güzellige bir bakin. Alinan kaloriler ziyan olmasin ve daha sonra (kitlikta) isime yarar diye beyin tarafindan yag hücrelerinde depolaniyor. Beyin icin mantikli görülen bir islem, insanoglu icin güzel olmaya bir dis görünüs ile es yapida. Eee, ikisinin birbirine savas acmasi cok dogal.

Ikinci tezim söyle: her diyetin sonu hüsranla bitmek zorunda. Bunun ana iki sebebi var. Birincisi bünyenin yavaslamasi, ikincisi yeme aliskanlarinin sürdürülmesi. Bunlari aciklamaya calisayim.

Bir insan hareket etmese bile, durdugu yerde enerji tüketir. Bunun baslica sebebi organlarin calisiyor olmasi ve kaslarin enerjiye ihtiyac duymalaridir. Buradan su sonucu cikartabiliriz: ne kadar cok kasiniz varsa, durdugunuz yerde hicbir hareket etmeden o kadar cok enerji sarfedersiniz.

Bir diyet sadece yaglari yok etmez. Bir diyet ayni zamanda vücuttaki kaslari da götürür, cünkü kaslari feda edip vücuda enerji saglamak yag hücrelerini bosaltip, enerjiye cevirmekten daha kolaydir. Durum böyle iken bir diyet sonunda ister, istemez insan bünyesi yavaslar, yani daha az kalori ile isleri idare eder hale gelir, cünkü kas orani azalmistir ve vücut “ne olur, ne olmaz, ben dikkatli olayim ve kaynaklari har vurup, harman savurmayayim, belki yeniden bir kitlik olabilir” modundadir. Bir yetiskin erkek günde 2500-3000 kalori ihtiyacina sahipken, bir diyet sonunda bir kalori miktari 2000 e düsebilir. Arada en az 500 kalori fark var. Bu her gün birbucuk kilo daha az cilek ya da 250 gram cikolata anlamina geliyor. Iste jo-jo efektinin baslica sebeplerinden birisi de ne yazik ki budur. Bir diyetten sonra yeme aliskanliklari degistirilmidyse, kendini 2000 kalori ile idare etme moduna gecmis bir vücuda eski ihtiyac seviyesinden 2500 ya da 3000 kalori verilmeye baslandigina ne olur? Cevabi belli degil mi?

Iste bu yüzden ücüncü tezim söyle: her diyet basarisiz olmaya mahkumdur. Kilo verme fikri önce beyindeki gerekli yere mesaj olarak iletilmeli ve bu sorun önce kafada cözülmelidir. Bunun yolu da saglikli ve dengeli beslenmeyi ögrenmekten gecmektedir. Kilolu birisi diyet yerine, mevcut yeme aliskanlarini bir kenara birakarak, saglikli ve dengeli beslenme yönetemlerini uygulamaya baslamalidir. Bu olmadigi sürece, hicbir diyet basarili OLAMAZ! Iste bu bahsettigim sey bir diyetten daha cok aci veren ve sancili bir sürectir. Yillardir fast food yemeye alismis bir sahis bu aliskanligini sürdürme egiliminde olacaktir. bir diyet sonrasinda 30 kilo verip, biraz rahatlamis olsa bile, kisa zaman sonra fast food yeme aliskanliklarina geri dönerek, kisa sürede 40 kilo alma basarisi göstecektir.

Insanlarin yemek yeme aliskanliklari da bir nevi bagimlilik ve bagimliliklardan kurtulmak öyle kolay bir sey degil. Sigara icen birisi sigarayi nasil birakamiyorsa, bizlerde yemek yeme aliskanliklarimizdan vazgecemeyiz, cünkü bu aliskanliklarin bagimlisiyiz.

Kanimca kilo vermenin ilk sirri yemek yeme aliskanliklarinin degistirilmesinde yatmaktadir. Bu olmadigi sürece diyetlerden medet ummak abesle istikalden baska bir sey olamaz. Bu insanin sadece kendisini kandirmasindan ibaret bir seydir. Tekrar altini cizmek istiyorum. Karsinizda daha insanoglunun nasil calistigini bile cözemedigi bir yapi mevcut: beyin! Onu kandirmaniz mümkün degil. Ona karsi actiginiz her türlü savasi kaybetmeye mahkumsunuz. Sadece ona istedigi seyi verdiginiz zaman, istediginiz sekilde calisma egilimi gösterecektir. Bu yüzden diyet degil, saglikli beslenme olmalidir ana amaciniz. Saglikli beslenme otomatik olarak beraberinden kilo kaybini getirecektir. Zaten diyetlerin tüm amaci kilo kaybedip, sagligi saglama almak degil midir? Madem amacimiz bu, neden durup, dururken sagligimizi düzeltmek amaciyla yola cikmisken, neden diyet yaparak, sagligimizla oynariz, anlamis degilim! Tabi unuttum, plaj sezonu yaklasiyor, degil mi?

Saglikli beslenmenin yolu “kendin pisir, kendin ye” den gecer. Sadece bu sekilde pisirdigimiz yemegin icinde ne oldugunu bilebiliriz. Süpermarketten hazir paket bir seyler almak yerine, taze sebze ve et destekli hazirladigimiz yemekler, saglikli beslenmemizi mümkün kilacaktir. Saglikli beslenirken, üc beyaz besinden de uzak durmakta fayda vardir. Kendi yemegimi yapmisim, ama yaninda yarim kilo ekmek gömmüsüm, bunun neresi simdi saglikli?

Saglik bir yasamin vazgecilmez yapi taslarindan birisi de spordur. Kilo vermek isteyen insanlarda abartili bir sekilde spor yapma istegi mevcuttur. 30 kiloyu verene kadar herkes dag, bayir demeden kosar, ondan sonra sanki hayatlarindan hic spor yapmamiscasina ya da sporun ne oldugunu bile bilmiyorlarmiscasina kilolari verdikten sonra sporu terk ederler.

Dördüncü tezim: sporun fazlasi kilo verdirmez, aldirir. Diyette oldugu gibi asiri spor yapilmasi organizmaya karsi acilmis bir savastir ve organizma bu savasi kazanmak icin daha cok enerjiye ihtiyac duyacaktir. Gerekli enerjiyi saglayabilmesi icin sahip oldugu tüm silahlari kullanarak (hormonlar), gereginden fazla aclik hissi olusturacak ve daha fazla kalori alinmasina sebep olacaktir. Simdi cok spor yapildiginda olusan bir kisirdöngüden bahsetmek istiyorum. Bisiklete binme, kosma ya da yüzde gibi sporlarda kas kaybi olusmaktadir. Kas kaybi ile birlikte bünye yavaslamakta ve ihtiyac duyulan kalori miktari düsmektedir. Lakin spor sonralari aclik hissi arttigindan, alinan kalori miktari artmakta ve bu yüzden kilo alinmaktadir.

Yapilan her yeni diyet ile bünye yavaslamakta ve bu bir kisir döngü haline dönüsmektedir. Bu kisir döngüyü kirmanin tek yolu, body building tarzi kaslarin gelistirildigi bir spora yönelmektir. Gelisen kaslar bünyeyi tekrar hizlandirir ve ihtiyac duyulan kalori miktarini artirir.

Saglikli bir yasam icin takip ettigim hususlari su sekilde siralayabilirim:

  • Mümkünse her gün 30 dakika yürü
  • Haftanin üc ya da dört günü kas gelistirme sporu yap. Bu seanslarin 45 dakikadan fazla olmasi gerekmiyor. Önemli olan degisik kas guruplarinin islenmesi.
  • Kendi yemegini kendin pisir. Bir tava icine 200 gram tavuk eti ve biraz sebze atmak zor bir sey degil!
  • Beyaz ekmek, tuz ve sekeri terket. Illa ekmek diyorsan, kepekli unu tercih et.
  • Günde 3-4 litre su tüket. Hazir yemek tüketen insanlar su ihtiyaclarinin cok büyük bir bölümünü gidadan alirlar. Buna alismis bir vücut su ihtiyacini aclik hissi olarak disari vurur. Su icecegi yerde yemek yiyen de kilo alir!
  • Zeytin yagi tüketmeye özen göster. Doymus yaglar yerine doymamis yaglari tercih et.
  • Kas gelisimi icin proteinlere agirlik ver. Kilo vermenin en kolay yolu protein agirlikli yemedir. Ayni sey kas gelisimi icin de gecerli.

Bu konudaki düsünce ve tecrübelerinizi yorum olarak bizimle paylasin.

Saglikli bir yasam dilegimle…


EOF (End Of Fun)
Özcan Acar

Genel kategorisine gönderildi